«

»

May 24 2017

M. Serhat

Akvaryum Balıkları Hastalıkları Teşhis ve Tedavisi

Yazı alıntıdır, çok yararlı ve faydalı bilgiler olduğu için olduğu gibi eklemek istedim.,
Yazan Vet.Hek.Doç.Dr.Ali AYYILDIZ | Yayın Şubat 2015
AKVARYUM BALIKLARI HASTALIKLARI, TEŞHİS VE TEDAVİSİ

BALIKLARDA HASTALIĞA NEDEN OLAN ETKENLER

1.Bakteriler
2.Viruslar,
3.Parazitler
4.Mantarlar,
5.Çevrenin fiziksel ve kimyasal özellikleri,
6.Yanlış yemlemenin neden olduğu metabolizma bozuklukları,
7.Genetik yapıya bağlı bozukluklar ve diğer faktörlerdir.

SEMPTOMLAR

Balık Hastalıklarının Başarılı bir şekilde Tedavi edilebilmesi için Teşhis yani Hastalığının adının tam olarak konması çok önemlidir. Teşhis için Semptomların (Hastalık belirtileri) tam ve eksiksiz olarak bilinmesi gereklidir.

GENEL OLARAK HASTA BİR BALIĞIN SEMPTOMLARI

Hasta bir balık, yorgun, bitkin ve uyuşuk bir durumda bulunur.

Hasta balık aynı noktada bir ileri bir geri anlamsız bir şekilde sallanıp durur.

Kaçma refleksi azalmış veya yoktur.

Yem yeme az veya hiç yoktur.

Hasta balık, yüzerken yarı sersem bir durumda sırtüstü ve başı aşağı doğru durur.

Hasta balığın yüzgeçleri yapışmış bir durumdadır.

Akvaryum tabanında kayıyor halde yüzer.

Akvaryum tabanında yüzerken bazen ürker.

Hasta balık suyun yüzeyinde kalır.

Hasta balık, su yüzeyinden ağzını açarak hava yutmaya çalışır.

Çabuk ve sık solunum yapar.

Sudan dışarıya sıçrar veya sıçramaya çalışır.

Hasta balık yan yatmıştır ve Akvaryum filtresinin çekim gücüyle Akvaryumun içinde bir oraya bir buraya sürüklenir.

Hasta balık, sürekli dipte kuma veya kaya dibine tutunmaya çalışır.

Hasta Piranha balıklarında gözlerde beyaz noktalar oluşur.

HASTA BALIKLARINDA DIŞ GÖRÜNÜŞ

Özellikle Serrasalmus cinsi Piranha balıklarında en son olarak gözlerde beyaz noktacıkların çıkması, tamamen bakteriyel bir durumdur ve göz üstünde toplu iğne başı büyüklüğünde beyaz taneciklerin çıkması ile teşhis edilir. Düzenli bir tedavi ile Piranha balıklarının bu Hastalığını tedavi etmek mümkündür.

PİRANHALARDA YÜZGEÇ VE KUYRUK YARALANMALARI

Özellikle Pygocentrus türü sürü halinde yaşayan türlerde bazı nedenlerden dolayı balıkların arasında kavga çıkmakta ve kuyruklar, yüzgeçler ısırılmaktadır Bu tür ısırıklar derinden (dokudan) aşırı olmamak kaydı ile muhakkak yeniden çıkacaktır. Bu konuda endişe etmeye gerek yoktur. Serrasalmus cinsi Piranha balıklarının çoğu kuyruk yiyicidirler ve doğada kuyruklarını yediği balıkların bir çok kere kuyrukları yeniden çıktığı için defalarca aynı balığın kuyruklarını yedikleri görülmüştür.

PİRANHALARDA ÜST VE DİĞER BÖLGELERDEKİ ISIRIKLAR

Bu tür ısırıklar aynen yüzgeçlerde olduğu gibi endişe verecek bir durum oluşturmazlar. Piranha balıklarının vücutlarında doğal bir antibiyotik yapısı bulunduğu için bu tür yaraları çok kısa bir zamanda kapanır. Ayrıca bir tedavi gerektirmez.

SUYUN NEDEN OLDUĞU ZEHİRLENMELER

GENEL BİLGİLER

Malawi ve Tanganyika Akvaryumlarındaısı ve pH yüksek olması gerektiğinden dikkat etmediğiniz taktirde aşağıdaki 3 zehirlenme şeklinin başınıza gelmesi yüksek bir olasılıktır. Bunlar,

1.Silikon,
2.Amonyum
3.Nitrit-Nitrat zehirlenmeleridir.

Acemi iseniz ve Akvaryumunuzun kuruluşu yeni ise balıklarda bir terslik görürseniz ilk olarak sudan dolayı meydana gelebilecek zehirlenmeler üzerine yoğunlaşmalısınız.

Sağlıklı olduğundan emin olarak bir balık aldınız. Balığı Akvaryuma koyduğunuzun ilk gününde en geç ikinci gününde yem yemeyi kesmişse, ve aniden cansızlaşmışsa, pulları ve yüzgeçleri erimeye başlıyorsa aklınıza gelecek ilk tehlike silikon zehirlenmesi olmalıdır. Silikonun iki çeşidi vardır. Birincisi normal, balıkları öldüren silikon, diğeri Akvaryum silikonu, zaten tüplerin üzerindeki balık resimlerinden de anlayabilirsiniz. Akvaryumunuzun üreticisi bundan haberdar olmayabilir, satın aldığınızda yanında gözlüğü olmadığından balık resimlerini görmemiş olabilir, veya yanlışlıkla daha ucuz diye normal silikon almış olabilir. Neden her ne ise, kabak balıklarınızın başına patlayacak demektir. Bu belirtileri fark ettiğinizde balıkları hemen Akvaryumdan çıkartın. Su sıcaklığı Cichlidler ve Tropik balıklar için 24 C den başlayacağı için ısı dolayısıyla silikondan sızan gazlar balıklarınızı yavaş yavaş öldürüyor demektir. Cansızlık ilk günden itibaren başlar fakat gazlara karşı aşırı bir tepki gelişmez. Ölüm yaklaştığında balığınızın pulları soluk renkte ve erimiş duruma gelmiştir. Yüzgeçleri ya yırtık gibidir, yada erimiştir, ve zor nefes alarak yan yatmış bir şekilde oradan oraya sürüklenir. İzlenecek tek yol balıkları başka bir Akvaryuma koymaktır. İmkanınız varsa daha iyi ve güvenebileceğiniz marka bir Akvaryum satın alın, yoksa Akvaryumunuzu tamir edin. Bir çakı veya bisturi yardımıyla kenarlardaki silikonları en ufak bir parça kalmayacak şekilde kazıyın. Eğer parça kalırsa hava kabarcığı yapar ve Akvaryumunuz bittiğinde sızdırır, hatta Akvaryumunuzu patlatabilir. Ardından Akvaryumunuzu iyice yıkayın ki silikon zerrecikleri gitsin. Kazıdığınız yerlere Aseton sürün böylece hem daha iyi temizlenecek yüzey hem de silikon daha iyi tutacak. Akvaryum silikonunu kenarlara sıkın, başparmağınızla üzerine sadece bir kez bastırın, ikinci defa üzerinden geçmeye kalkarsanız silikon pütürlü bir durum alır ve içinde kabarcık oluşabilir. Akvaryumu en az 24 saat kuru olarak bekletin. Eğer Akvaryumunuz 100 litreden büyükse en az 2 gün bekletin. Sonra denemek amacıyla içine su doldurun ve en az bir gün bekletin. Boşluk bırakmışsanız su kenarlardan sızmaya başlayacaktır, sızarsa yapılacak tek şey tekrar kazıyıp silikonlamaktır.

AMONYUM ZEHİRLENMESİ

Balığınız sürekli olarak su yüzeyinde yüzüp ağzını sonuna kadar açıp nefes almaya çalışıyorsa buna rağmen boğuluyormuş izlenimi veriyorsa üstüne üstlük Akvaryumun suyu da koyu sarı ise balık amonyumdan zehirleniyor demektir. Balık çoğunlukla yarı bilinçsiz ve halsiz durumda olur, etrafına da neler olup bittiğinin farkında değilmiş gibi görünür. Suyun yüzeyinden sanki hava almaya çalışıyor gibi olduktan sonra dibe çöker yavaşça, ardından tekrar ani bir fırlayışla su yüzeyine çıkar.

SİLİKON ZEHİRLENMESİ

Tüm bu süreçte ağzını hep sonuna kadar açar ve solungaçları normalden çok fazla çalışır. Gözler normalden koyudur ve balığın bütün rengi olabilecek en koyu rengi alır.

Bu çok ciddi sonuçları olan bir zehirlenme şekli, balıklarınızın tümü ölebilir. Test kitiniz yoksa amonyum patlamasını en iyi şekilde sararmış sudan anlarsınız, su koyu sarı olduğunda ve bulanıklık başlamışsa balıklarınız zehirlenmeye başlıyor demektir. Biraz garip bir örnek olabilir, ama kafanızda daha iyi canlanması için idrar rengini düşünün, idrara rengini ve genel olarak kokusunu veren amonyumdur. İdrar kana bulaştığında zehirlenme meydana gelir, buna da en büyük etken amonyumdur. Akvaryumlarda da durum çok farklı değildir. Amonyum en çok yiyecek atıklarından ve pisliklerden açığa çıkar. Düzenli dip temizliği yapmazsanız pislikler birikir ve gazlar sızmaya başlar. Su idrar rengi ve kokusunu alır. Test kitiniz varsa aklınızda bulunsun, Amonyum seviyesi 1 ppm değerini kesinlikle aşmamalıdır. Doğal ısı ve pH yükseldikçe amonyum değeri daha da az çıkmalı. Bu tip zehirlenme en çok amonyumu parçalayacak Aerobic bakterilerin henüz oluşmadığı veya çok az sayıda olduğu yeni kurulmuş Akvaryumlarda görülür.

Balıklarınız amonyumdan zehirlendiyse bu tamamen sizin suçunuz sayılır. Zehirlenmeye davetiye çıkartan ve özellikle Akvaryum balıkçılığına yeni başlayanların en çok tekrarladığı hatalar şunlardır.

1.Akvaryuma gereğinden fazla yem atılması, balıklar doyunca dibe çöken yemler.
2.Çok az miktarda ve düzensiz su değişimleri.
3.Akvaryumu daha ilk kurulduğunda ağzına kadar balıkla doldurmak.
4.Yetersiz kalan filtreleme veya havalandırma.

Amonyum zehirlenmesinin tedavisi yoktur, sadece durumu fark ettiğinizde acil önlem alabilirsiniz. Seçebileceğiniz 3 yol vardır.

İlk yol hemen balıkları temiz, tamamen yeni suyun bulunduğu bir Akvaryuma almaktır. Alabileceğiniz başka Akvaryumunuz yok ise ikinci yola başvuracaksınız demektir.

Balıkların bulundukları Akvaryuma hiç zaman geçirmeden su değişimi yapın. Değişim miktarı en az %70 olmalıdır.

Yeni suyun ısıtılmış olması çok önemlidir ve Balıkların sağlığı için çok iyidir fakat durumun aciliyetini göz önüne alarak, suyunuz sıcak değilse ısıtmayı beklemeyin, soğuk su kullanabilirsiniz.

Suyu mutlaka dipten çekin, NH bileşikleri sudan ağır olduğundan dipte birikirler, yüzeyden alırsanız amonyum sifonlanmış olmayacak, sadece suya dağılmış olacak. Amaç amonyumu en az düzeye getirene kadar inceltmektir. Balıklar kendilerini boğulur gibi hissettiğinden çok güçlü bir havalandırma koyunuz.

Üçüncü yol amonyum, nitrit, ve nitrat seviyelerini anında düşürdüğünü iddia eden ilaçlar kullanmaktır.Bu ilaçlar pek işe yaramazlar.Bu ilaçlar sadece su değişimlerinde kullanılan suyun klor, ağır metal, ve amonyumunu yok ettiğini iddia ederler, Akvaryumun içinde birikmiş olan amonyumda kesinlikle kullanılmamasını öneririm.

Bu yollar içinde en az güvenebileceğiniz yöntem kimyasal yöntemdir. İlaçlar düzeyleri kısa süre için düşürürler, ama tekrar yükselmesine de genelde engel olamazlar. O nedenle ilaçları sadece geçici olarak kullanın, yani, ilaçtan hemen sonra büyük bir su değişimi uygulayın. Bu tip bir zehirlenmede işinizi şansa bırakmayın ve en güvenilir olan ilk iki yolu tercih edin. Amonyum seviyelerini düşürdükten sonra beklemekten başka yapabileceğiniz bir şey kalmıyor. Kurtulan kurtulacaktır, ama çoğunluk büyük bir olasılıkla ölecektir.

NİTRİT – NİTRAT ZEHİRLENMESİ

Akvaryumunun kuruluşunun ilk haftalarında meydana gelebilecek bir zehirlenme türüdür. Sağlıklı olarak aldığınızdan emin olduğunuz balıklarınız birden cansızlaştığında, yem yemeyi kestiğinde sorun büyük bir olasılıkla Nitrit zehirlenmesidir. Akvaryumunuz oturmuşsa ve aynı belirtileri görürseniz o zaman zehirlenme Nitrat zehirlenmesi şeklinde olur, çünkü zincir oluşmuştur fakat en son ürün olan Nitrat temizlenmemektedir. Zehirlenme nedenleri genellikle Akvaryuma fazla balık konulması, fazla yem atılması, az su değişimi, az filtreleme veya havalandırma eksiklikliğidir.

Amonyum zehirlenmesinden farklı olarak bu iki zehirlenme türünde balıkları kurtarma olasılığınız çok daha yüksektir. Pek tabiki önlem alamazsanız balıklarınız öleceklerdir. Belirtiler genellikle halsizlik, yeme ilgisizlik, hiç yem yememesi veya yediğini tükürmesi, stres belirtileri, yüzgeç erimesi, pul erimesi, rengin normalden koyu olması, veya normalden açık olması, gözlerin kararması, bir köşede durma veya saklanma çabalarıdır.

Akvaryumun suyu genellikle açık veya çok açık sarı rengindedir. Bu zehirlenme şekli özellikle yüksek pH isteyen balıkların başına gelebilir, çünkü her türlü Amonyum, Nitrit, veya Nitrat yükselmesine karşı çok hassastır. Yukarıda bahsedilen belirtileri fark ederseniz, sularınız da sarımsı renkte ise vakit kaybetmeden % 40 ile % 50 arası su değişimi yapın. Ardından da 2 hafta boyunca 2 – 3 günde bir % 20 su değiştirin. Suları dipten çekmeye özen gösterin. Bunun dışında bir ilaç kullanmayın. Amaç balığı mümkün olduğunca daha fazla strese sokmadan zehirlenmeyi atlatmasını sağlamaktır. Balığınızı güçlendirmek için bir Conditioner kullanmanız iyi olur. Genellikle balığınız çok hassas bir tür değilse ilk su değişimini takip eden ilk günlerde düzelir. Ancak düzelme belirtiler görseniz bile 2 hafta boyunca yukarıda belirtildiğişekilde su değişimi yaparak tam sağlına kavuşmasını sağlayın.

YÜZGEÇ ERİMESİ HASTALIĞI

Yüzgeçlerde, özellikle kuyrukta erime varsa, eriyen yüzgecin ucunda pamuğumsu veya koyu renk bir şerit varsa buna yüzgeç erimesi (İngilizce adı fin rot) denir. Yüzgeç erimesi özellikle stresten olur ve önemli bir nedenin sonucu olarak gelişir. Yapılacak ilk iş balığı tedavi etmeden önce yüzgeçlerinin erimesine neden olacak kadar onu strese sokan nedeni bulmaktır. Nedenler arasında Nitrit-Nitrat zehirlenmesi, saldırgan bir balık, ciddi bir şekilde hastalanması, veya uzun bir yolculuğa çıkması sayılabilir. Bunları kontrol edin. Balıkların vücudunu kaplayan koruyucu katmanları vardır. Onları elinizde tuttuysanız vücutlarının kaygan olduğunu, ve balığı salsanız bile kayganlığın bir süre parmaklarınızdan gitmediğini fark etmişsinizdir. Bu koruyucu katman suda doğal olarak var olan birçok mantar veya bakteriyi uzak tutar. Balık strese girdiğinde katman salgılanması sekteye uğrar veya tamamen engellenir. Zaten özellikle bu nedenden dolayı çok yerde balığınızı stresten uzak tutun denir. Balığın doğal kalkanı zayıfladığında veya yok olduğunda hastalıklara karşı savunmasız hale gelir. Balığın en çabuk kaptığı enfeksiyon da kendisini yüzgeçlerde gösterir.

Yüzgeç erimesini saldırgan bir balığın yüzgeçleri parçalaması ile sakın karıştırmayın. Bu tip saldırılar sonrası için yapılacak tedavi için Yaralanmalar kısmına bakabilirsiniz. Yukarıda yüzgeç erimesine neden olabilecekler arasında saldırgan bir balığı kast etmemin nedenisaldırı hareketlerinin diğer balık üzerinde yarattığı stresten dolayı oluşan erimedir. Sürekli kaçmak zorunda kalmaktan veya saklanmaktan dolayı balık strese girer, bir köşeye sıkışıp kalır ve kendinde yem yiyecek cesareti bile bulamaz. Genelde bu belirtileri erime takip eder. Oysa yüzgeçler ısırıldığında uçları parçalanmış gibi durur, ama parçalanmış kısımların ucunda pamuğumsu oluşumlar veya koyu kırmızı renkte bir şerit yoktur. Erime görürseniz öncelikle fungal bir enfeksiyon mu yoksa bakteriyel bir enfeksiyon mu ona karar verin. İkisinin tedavisi birbirinden farklı olacaktır. Fungal enfeksiyonlar genelde saldırı sonrası stresi veya vücutta meydana gelen bir yaralanma sonrası meydana gelirler ve bulaşıcı değillerdir, yani tüm akvaryumu bu durumda ilaçlamanızagerek yoktur. Enfeksiyon oluşturabilecek mantarlar arasında Saprolegnia, Achyla, Aphanomyces, Branchiomyces, Ichtyophonus ve Pythium gibi mantar cinsleri vardır.

Fungal enfeksiyonlarının görünüşleri beyaz veya kirli sarı bir pamuğa benzer. Zaten Columnaris dışında vücutta oluşan tüm pamuğumsu oluşumlar bir fungal enfeksiyondur. Tedavisi bakteriyel enfeksiyonlarla karşılaştırıldığında nispeten kolaydır. Balık elle tutulacak kadar büyükse onu elinize alın ve etkilenen bölgelerin üzerine bir pamuk yardımıyla nazikçe metilen mavisi sürün. Piyasada metilen mavisi bir Türk malı olan Contra- Ichthyo ismi altında satılıyor. Mercurochrome da kullanabilirsiniz. Mercurochrome’u sadece haricen kullanın, suya damlatmaya kalkmayın. Suya damlatarak yapılan tedavi ileride deneyimli olduktan sonra uygulayabilirsiniz çünkü çok dikkat gerektiriyor. Mercurochrome’u bir pamuğa damlatın, balığı elinize alın veya ıslak bir bez üzerine koyduktan sonra aynı metilen mavisi gibi yavaşça etkilenen bölgelere sürün ardından temiz su dolu tedavi Akvaryumuna bırakın. Yüzgeçler çok fazla erimişse veya balık elle tutulamayacak kadar küçükse tedavi Akvaryumuna alın, bu durumda çünkü Metilen mavisini suya damlatacaksınız. Her 10 litre suya 2 damla metilen mavisi damlatın ve balığı 24 saat boyunca bu ilaç banyosunda tutun. Akvaryumu iyi havalandırmayı unutmayın.

İkinci gün %50 su değişimi yapın. Erime durduysa ve pamuklar yok olduysa, ki büyük bir ihtimalle öyledir, Metilen mavisini kesin. Pamuklar hala varsa tekrar Metilen mavisi damlatın, ama bu sefer 10 litreye 1 damla ve gene 24 saat bekleyin. Tekrar %50 su değişimi yapın. Bu süre sonunda fungal enfeksiyon tamamen yok olacaktır. Tüm bunları uygularken balığınızı yemlemeyi unutmayın. Tedavi bitse bile balığı bir süre tedavi akvaryumunda tutun, balığınız tedavi akvaryumunda kendine gelecektir.Yüzgeçlerin ucunda siyah veya koyu kırmızı, kiremit rengi bir şerit varsa ve yüzgeç çok hızlı eriyorsa enfeksiyonun bakteriyel olduğundan şüphe yoktur. Bakteriyel enfeksiyonlar genelde kötü su koşullarında veya ülke içi, veya uluslararası nakliyat sırasında ortaya çıkarlar. Akvaryuma yeni koyduğunuz bir balık da sizin suyunuza alışmakta zorlanabilir ve bakteriyel enfeksiyon kapabilir. Bu nedenle tedavi ile birlikte su kalitesini de acilen yükseltin. Yüzgeçler tahmin edebileceğinizden daha hızlı erir, öyle ki 24 saat sonra yüzgeç tamamen yok olur. Yüzgeç erimesi ile beraber deride yaralar (lezyonlar) oluşuyorsa ve bu yaraların çevresi koyu kırmızı ise bu enfeksiyon Furunculosis’tir. Yaralar aslında derinin o noktada çürüdüğünü gösterir. Buna yol açan çeşitli bakterilerdir, ama ortak noktaları deride nekrotik lezyonlar (furuncul) açmak olduğundan hastalık bu adla anılır. Goldfishlerde, Koilerde, veya Japon gibi soğuk su balıklarındabakteriyel yüzgeç erimesi oluştuğunda buna genelde Salmonidae familyasından Aeromonas salmonicidiae neden olur. Yüzgeçlerden kısa sürede vücuda atlar ve kırmızı-kiremit rengi ülserler oluşturur. Aynı bakteri sıcak suda tropik balıkların üzerinde de etkili olur, ama onlarda daha çok furuncul oluşturur.

Bakteriyel enfeksiyonlu bir yüzgeci kendi halinde bırakmayın. Bu tip enfeksiyonlar, özellikle Furunculosis, bulaşıcıdır. Akvaryumda yüksek oranda ölümlere neden olurlar. Enfeksiyon kapmış balığı tedavi akvaryumuna koyun ve antibiyotik haricinde hiçbir ilaç koymayın, Metilen mavisi veya Malachite yeşili gibi ilaçların hiçbir etkisi olmaz. Aynı şekilde doğal tedavi olarak kullanabileceğiniz tuzun da bir faydası olmaz. Özellikle Nitrofurozon içeren gram negatif ve gram pozitif bakterilere karşı etkili olduğunu iddia eden antibiyotikleri satın alın. Kullanımdan önce su değişimini unutmayın ve filtrenin süngerini çıkartın. İlk günden sonra iyileşme belirtileri görseniz bile antibiyotiğe en az 5 gün devam edin. Tedaviyi yarıda keserseniz tekrar başa dönme olasılığınız yüksektir. 5 günün sonunda şerit tamamen yok olmamışsa antibiyotiğe 2 gün daha devam edin. İlacın etkili olup olmadığını nasıl anlarsınız. Gözlemlerime göre yüzgeçler parça parça olmaya başlar ve uçlarından ince beyaz şeritler sarkar. Bu şeritler ölen bakterilerin olduğu deri parçalarıdır, akvaryumda sağlayacağınız çok güçlü bir havalandırma onların daha çabuk kopmasını sağlayacaktır. 5 günün sonunda şeritler artık sarkmıyorsa ve yüzgeçlerin ucu temizse antibiyotiği o zaman kesin, şeritler sarkıyorsa hala iki gün daha devam edin. Bakteriler genelde gözle görebildiğinizden daha derine yerleşmiş olduklarından yüzgecin büyük çoğunluğu şerit şerit kopacaktır. Tedavi bittikten sonra % 50 su değiştirin ve balığı akvaryumdan çıkarmayın. Tekrar yüzgeçlerinin çıkmasını bekleyin. Onu o halde ana akvaryuma atarsanız manevra yeteneği olmayan hantal bir balık olacağından ne diğerlerinin ona yapacağı hoş geldin kovalamacasından kaçabilir ne de yem için mücadeleye girişebilir.

BEYAZ BENEK HASTALIĞI

Beyaz benek suda yaşayan bir protozoondur. Protozoa suda yaşayan ve hayvansal özellikler gösteren ve bazen büyük koloniler kurabilen tek hücreleri canlılara verilen ortak isimdir. Latince adı Ichthyophthirius multifilis’tir. İngilizce kaynaklarda kısaca Ich diye tanımlanır. Bu asalakların çok azının bile akvaryuma bulaşması tüm akvaryumu dezenfekte etmeyi gerektirir. Balığın üzerine tutunarak noktadan balığın kanını emmeye başlar. En sık girdiği yerler balıkların pullarının arası ve solungaçlardır. Üremeye hazır olduklarında balığın üzerine jelatin bir keseciğin kapladığı yumurtalarını bırakırlar. Kesecikler pulların arasında ise gözle görülemez, ama çoğaldıkça yüzgeçlerde de kesecik oluşacağından gözle görülecek hale gelirler. Ortalama üç gün içinde patlayan keseciklerden bir sürü minik aç protozoa dibe düşer, ve oradan dağılıp başka balıkların üzerine atlarlar. Yumurtalarını sadece balığın üzerine bıraktıklarını iddia etmek doğru değildir, nereye bulurlarsa oraya bırakırlar, akvaryumda balıktan sonra özellikle kumların arasına kistlerini bırakabilirler. Balığın beyaz benek olduğundan keseleri görmeden de şüphelenebilirsiniz. Sürekli olarak akvaryum ve dekorasyonlara sürtünme eğilimi vardır, kendisini oradan oraya silkeler, sanki üzerinde olan bir şeyi atmak istiyormuş gibi davranır, rengi streste olduğu gibi koyulaşmaz aksine solar, özellikle renkli bir balığınız varsa size çok görünmeye başlar, hızlı kaşınma dışında normal olarak yaptığı tüm hareketleri yavaşlar, yeme ilgisi çok azalmaya başlar, isteksiz yem yer. Bu belirtilerden kısa bir süre sonra da çok büyük bir olasılıkla kesecikleri görürsünüz. Dikkat edin, Pseudotropheus türlerinde pullar çok sıkı olduğundan ve vücutları çok kaygan olduğundan keseleri balığın üzerinde göremezsiniz. Bu da keselerin özellikle kumların arasında veya akvaryum camına yapışık olduğu anlamına gelir. Pseudotropheus’larda yukarıdaki belirtileri görürseniz, özellikle bölge belirlemek için sürtündükleri kayalara çok daha haşin ve sık sürtündüklerini ve çok sık silkelendiklerini fark ederseniz bu Beyaz Benek Hastalığıdır. Diğer balık türlerinde keseleri en kolay yan yüzgeçlerde ve kuyrukta fark edersiniz. Hiçbir pamuğumsu görüntüleri yoktur, daha çok tuzveya şeker kristallerine benzerler, ışıkta da onlar gibi parlarlar. Birkaç gün sonra yok olduğunu, yerine farklı noktada başkasının oluştuğunu fark edersiniz.

En kesin tedavisi ısı-tuz-ve metilen mavisi birleşimidir. Akvaryuma 5 galona (19 litre) 1 çorba kaşığı tuz ekleyin. Ekleyin derken asla akvaryumun içine direkt olarak tuzu atmayın yoksa balıkların ciğerlerini yakarsınız. Bir kaba akvaryumdan su alın, tuzu içinde çözün ve akvaryuma bir kısmını çok yavaş dökün, bir süre bekleyin ve tuzlu suyu tekrar ekleyin. Eğer zaten akvaryumunuzda ve su değişimlerinde tuz kullanıyorsanız bu işleme gerek yoktur. Ardından akvaryumunuzun ısısını yükseltin, dayanıklı türler için 30 C, daha hassas türler için 28 C. Her balığa 30 C uygulayamazsınız, tedavi edeceğim diye hayvanı fazla sıcaktan öldürebilirsiniz. Isı en az üç gün yüksek kalmalı, emin olmak için mümkünse 4 gün ısıyı yüksek tutun. Sıcaklığın daha çok dolaylı olarak asalaklara etkisi vardır. Metilen mavisinin veya tuzun tesirli olabilmesi için parazitlerin keseden çıkmasını sağlamak gerekir. Kesede oldukları sürece hiçbir ilaç etkili olmaz. Isı yükseldikçe içindeki yavrular evrimleri daha çabuk tamamlayacaklarından kese normalden daha kısa zamanda patlayacaktır. Bu nedenle ısıyı ille de 30 C’a çıkarmanız şart değil, balık türlerini göz önünde bulundurursak, sadece balığın dayanabileceğinden emin olduğunuz bir ısıya çıkarın. Bu işlem de bittikten sonra Metilen mavisi kullanın. Akvaryumcularda Contra-Ichthyo diye satılır. Prospektüsünde yazdığı gibi aynen savsaklamadan kullanın. İlk gün için 3 damla, ardından 2 gün boyunca 1 damla, tabii ısı yükseltemiyorsanız 1 gün daha 1 damlaya devam edin. Tabii bu tedavi sadece Tropik balıklarda uygulanabilir. Soğuk su balığı, Tetra, veya Cory gibi yüksek ısıya ve tuza karşı çok hassas balığınız varsa sadece Metilen mavisi tedavisini uygulayın, tuz kullanmayın, ısıyı da normalden biraz daha fazla yükseltin. Bu gibi durumlarda Metilen mavisini yukarıda belirtildiği gibi normalden daha uzun süre uygulayın. Metilen mavisini kullanırken tüm filtre süngerlerini ve varsa karbonları çıkarmayı unutmayın, ve ölü protozoa’ ları balıkların üzerinden uzaklaştırmak için akvaryumu iyice havalandırın. Tedavi bittiğinde akvaryuma % 50 su değişimi yapın ve sonraki haftalarda su değişimlerini normalde yaptığınızdan daha sık aralıklarla yapmaya dikkat edin. Beyaz benek gibi protozoal enfeksiyonlarda unutmamanız gereken bir nokta daha var, bulaşma riski yüksek olacağından, enfeksiyon kapmış akvaryuma kullandığınız malzemeleri dezenfekte etmeden diğer akvaryumlarda kesinlikle kullanmayın.

YARALANMALAR

Özellikle Cichlid gibi sert veya orta sert balıklarınız varsa yaralanmalara hazırlıklı olmalısınız. Genelde yaranın enfeksiyon kapmaması için kullanabileceğiniz en doğal ve yan etkisiz ilaç tuzdur. Yara çok derin değilse tuzu ekledikten sonra yaranın kendiliğinden iyileşmesini bekleyin. Yüzgeçler ısırıldığında da aynı yolu izleyin. Zaten bu tür balıklar bölgesel oldukların-dan bölgelerine giren her türlü yabancıyı ısırma eğilimindedirler, en kolay ısırılan yerler de yan yüzgeçler, kuyruk, ve anal yüzgeçler. Bu tip yaralanmalar zaman zaman meydana geliyorsa ve balık canlılığından bir şey kaybetmemişse normal olarak karşılayın. Yara derin veya büyük olabilir, fakat balık streste olmadığı müddetçe uzun sürse de kendiliğinden kapanır. Yüzgeçleri ve yaralanmış bölgeleri sık sık pamuk oluşumlar ve kırmızı şeritler için kontrol edin. Öyle bir durum varsa Yüzgeç Erimesi bölümüne göz atın. İltihap kapmasını önlemek için balık elle tutulacak kadar büyükse bir pamuk vasıtasıyla yaranın üzerine Mercurochrome bazlı bir ilaç veya Tentürdiyot sürebilirsiniz. Yara size fazla derin geldiyse ayrı bir akvaryuma alıp 10 litreye 1 damla Metilen mavisi veya Malachite yeşili damlatarak balığın durumuna göre 2 veya 3 gün tedavi uygulayın, böylece balığınızın hem kafası dinlenmiş olacak hem de yaranın enfeksiyon kapma riski azalmış olacaktır.

Eğer balığınız sürekli saldırıya uğruyorsa, bir köşeye sinmişse, strese girmeye başlamış demektir, bu durumda yapılacak tek sağlıklı iş onu akvaryumdan çıkarmaktır. Saldırılar genelde durmaz, daha çok artarak devam eder, bu genelde balığın akvaryumdaki diğer balıklara oranla daha sakin karakterli olduğunu ve onlarla başa çıkamadığını gösteriyor. Sakin bir balığın farklı bir türden olması gerekmez, çok sert bir türün de sakin yapılı fertleri olabilir.

DROPSY HASTALIĞI

Balık bir balon gibi şişer ve gözleri yerinden fırlayacakmış gibi olur. Bazen bu semptomlarla beraber pulları dışa dönük olur. Görünüşü aynı balon balığının şişmiş haline benzer. Akvaryumun üstünden bakarsanız sanki hamileymiş gibi durur ve genelde yüzme hareketlerini kontrol etmekte zorluk çeker. Balık sanki çok yemiş de sindirememiş insanlar gibi sık sık nefes alır. Dışkısı şeffaf ve sümüğümsüdür.

Dropsy hastalığının etkenleri,

1.Kötü su koşulları : Balığın başa çıkamayacağı kadar yüksek Nitrat seviyeleri ile yem artıklarından ve dışkıdan kaynaklanan çözünmüş organik bileşikler.

2. Uyum stresi : Yeni gelen balığın yaşadığı uyum sorunu veya akvaryumdaki hiyerarşinin en altlarında bulunan bir balığın sürekli olarak diğer fertler tarafından yapılan saldırılara maruz kalması.

3. Suda yaşanmış olan ani değişiklikler : pH’ nın fazla düşmesi veya yükselmesi, akvaryumcudan farklı şartlarda veya pH’ da beslenmiş bir balığın sizin akvaryumunuza geldiğinde daha farklı değerlere alışmak zorunda kalması.

Bu tür etkenler balıkta ya suyun sindirim sisteminde birikmesine ve orada zehirli gazlar oluşmasına yol açar, ya da sindirim siteminde bakteriyel / viral enfeksiyonlara sebep olur. Balık çıkardığından daha hızlı su yuttuğu için karın bölgesi şişer. Dropsy, tıpkı Bloat gibi, nadiren akvaryumun diğer sakinlerine bulaşır. Ancak tedavi için siz etkilenmiş balığınızı gene de ayrı bir akvaryuma alın. Erken bir tedavi ile balığınızın kurtulma şansı yüksektir. Dropsy’ nin ilk safhalarında balık karnı şiş olmasına rağmen yemesini sürdürür. Balığınıza pelet türü yem veriyorsanız, peletleri bu dönemde ıslatıp beklettikten sonra yedirin, böylece sindirim sistemini zorlamamış olursunuz. Bir kapta akvaryum suyu ile beklettiğiniz peletlere buzdolabınızda bulabileceğiniz vitamin komplekslerinden birini ekleyin, özellikle içerisinde B kopleks ve C vitamini olan bir vitamin kompleksi olsun. Peletleri 10 dakika kadar suda beklettikten sonra balığınıza yedirin. Aynı işlemi pul yem ile de yapın. Yemde bir değişiklik yapmayın, her zaman ne veriyorsanız onu verin. Antibiyotik içeren yemler de kullanabilirsiniz. Tedavi için kullanacağınız ilaçlar Metronidazol veya daha geniş spektrumlu Gram negatif ve Gram pozitif bakterilere etkili bir antibiyotilerdir. Piyasada Metronidazol içeren ilaçları gerek tablet gerekse süspansiyon formlarınıEczanelerden kolaylıklatemin edebilirsiniz. Metronidazol’ u her 50 litre için 500 mg bir tablet olacak şekilde suda eritip akvaryuma dökün. 24 saat sonra en az % 50 su değişimi yapın ve tekrar aynı dozajı uygulayın. 3 günlük tedavi sonrası balığınızın şişliği inmemişse tekrar aynı işlemi uygulayın.

GYRODCATYLUS HASTALIĞI

GYRODACTYLUS TEDAVİ YOLLARI

1.Formaldehit kullanımı : 30 dakika boyunca tercihen ayrı bir karantina akvaryumunda 10 litre suya 2 – 4 ml Formaldehit kullanın. Balık stres emareleri gösterirse tedaviyi durdurun. Alternatif olarak Formaldehit 15-20 ppm dozda akvaryumda uzun tedavide kullanılabilir. Su 3 gün sonra değiştirilmelidir.

2.Metilen mavisi : 100 ml suya 1 gram stok solüsyonuyla başarıyla kullanılabilir. Bu stok solüsyonundan 1 litre suya 3-6 damla dökün.

Bu tedaviyi ana akvaryumda kullanmayın. Metilen mavisi’nin Nitritleyici bakteriler üstünde yan etkileri vardır ve akvaryumun silikon yapıştırıcısı mavileştirebilir.

3. Acriflavine : Acriflavine de çok etkilidir ve 100 litreye 1 gram olacak şekilde kullanılmaktadır.

Benzalkonyum chloride, Chloramine, ve Potasyum antimonyl tartarate gibi ilaçların da Gyrodactylus hastalığıtedavisinde etkin kullanıldığı rapor edilmiştir. Fakat bunların kullanımı hakkında literatürde yeterince bilgi yoktur. Bu nedenle kesin deliller buluncaya kadar ben bunları tedavide kullanmanızı önermem.

Özetleyecek olursak Gyrodactylus birçok durumda en sık rastlanan balık parazitidir, balık iyi durumda, temiz suda ve stressizse hiçbir probleme yol açmaz. Fakat herhangi bir nedenle durum daha kötüye giderse hastalık patlar ve erkenden görülürsekolayca ve çabucak önlem alınabilir.

Gyrodactylus, karantina akvaryumunda Koruyucu – Profilaktik tedavinin bu tip hastalıkları önlemede kullanılmasında en mükemmel örnektir.

BLOAT HASTALIĞI

Bloat hastalığı, hem belirtiler açısından hem de nedenlerinden dolayı temelde Dropsy hastalığı ile benzerlikler gösterir. Bloat hastalığı daha çok Afrika kökenliCichlid’ lerin başına gelir. Özellikle Herbivore (otçul) bir beslenme tarzına sahip olan, yani doğada daha çok kayalardan yosunları (Aufwuchs) sıyıran, veya yosun ve küçük kabuklularla beslenen Malawi mbuna türleri ve bazı Tanganyika türleri Bloat hastalığına yakalanmaya yatkındırlar. Zaten bu nedenle diğer adı da Malawi Bloat’ tır (Latince adı Crybtobia). Dropsy hastalığına neden olan sebepler Bloat hastalığında da bir balığı öldürebilir, özellikle de Malawi ve Tanganyika Cichlidlerini Bloat Hastalığı öldürebilir. Ancak Bloat hastalığı daha çok mide bölgesinde ve osephagus’ ta(yemek borusu) oluşan bir enfeksiyon olduğundan farklı nedenler de bir balığı hasta edebilir. Bloat hastalığına yatkın olan balıkların sindirim sistemi etçil beslenen balık türlerine göre daha uzundur. Yani osephagus (yemek borusu ve barsaklar olması gerekenden daha uzundur. Bunun da nedeni, yeşilliklerin ve otların sindiriminin daha zor olması ve sindirimin daha uzun sürmesidir. Protein ağırlıklı yemleme, bakteri deposu olan kurtlarla besleme, çözünmüş ve tekrar dondurulmuş yiyeceklerle besleme, veya suda ıslatılmadan büyük miktarlarda verilen Pelet yemler bu sistemi tıkayabilir. Her kurt veya Pelet yem verişinizde olmaz ama bir gün gelir tıkanacğı tutar. Son yıllarda yapılan araştırmalar Bloat hastalığı olarak tanımlanan hastalığın genelde bakterilerden (Aeromonas türü bakteriler, özellikle Aeromonas hydrophilia) veya barsak parazitlerinden (Hexamita salmenis ve Spironucleus türleri) ileri geldiği konusundayaygınlık kazanmaktadır. Ayrıca Bloat hastalığından etkilenen Afrika Cichlid’ leri üzerinde yapılan araştırmada balıkların midelerinde kamçılı bir tek hücreli canlı olan Cryptobia jubilans keşfedildi. Bu parazitin Malawi gölünden akvaryumlara taşındığı yönünde güçlü bulgular vardır. Bu parazit Hexamita (Hexamita salmenis) ve Spironucleus gibi parazitlerle yakın akrabadır. Cryptobia jubilans ve Hexamita gibi enteroparazitik (barsak parazitleri) canlıların üremeleri için başka canlılara ihtiyaç duymadıkları ve opportunist – fırsatçı parazitler oldukları tahmin edilmektedir. Bu bahsedilen parazitlerin ve Aeromonas türü bakterilerin balığa nasıl bulaştıkları henüz bilinmemekte, ancak balığın Bloat hastalığına yakalanmasının yukarıda belirtilen su koşulları ve beslenmede yapılan hatalar ile yakından ilişkili olduğu tahmin edilmektedir.

Bloat hastalığına yakalanmış bir balığı ayırt etmeniz mümkündür. Bloat hastalığına yakalanmış bir balık, İlk günlerde cansızlaşır, yemek ister, yemi ağzına alır fakat dışarı tükürür. Sanki yemek istediği halde yutamıyormuş gibi bir durumu vardır.

Zamanla rengi koyulaşır, hastalık ilerledikçe en koyu rengini almaya başlar ve Afrika Cichlid’ lerine has siyah çizgiler ortaya çıkar. Gözleri koyulaşmaz, anormal bir görüntüleri de yoktur. Ortalıkta dolaşmadığı gibi sürekli saklanmayı tercih eder. İlk günlerden sonra karnın ya çok hafif şiştiğini, ya da içeri göçtüğünü fark edersiniz. Özellikle karnın alt kısımlarına dikkat ediniz. Bu belirtileri fark ettiğinizin ilk günlerinde harekete geçin. Geçen zaman balığı kurtarma şansınızı azaltacaktır. Çok temiz suyun bulunduğu, ve ısının da ana akvaryum ile aynı olduğu tedavi akvaryumuna balığınızı aldıktan sonra iki şekilde tedavi edebilirsiniz. Ya 38 litreye bir adet 500 mg suda iyice erittiğiniz Metronidazol katın, ya da 38 litreye bulabildiğiniz en güçlü balık antibiyotiğini kullanın. İkisini yarım dozlarda birlikte de kullanabilirsiniz. Balık son evrelerde ise, yani tabiri caizse gözünün feri gitmişse, İnsanlar için kullanılan Yarı Sentetik Beta Laktam içeren Oral Penisilin tabletlerinden ( Ampisilin + Sulbaktam veya Amoksisilin + Klavulonat) kullanın, ama bu defa 50 litreye bir tablet eritin. Unutmayın, Penisilini sadece son çare olarak kullanın, asla yaşama şansı biraz daha fazla bir balığı Penisilin ile tedavi etmeyin. Hangisini seçerseniz seçin ancak 24 saat sonra en az % 50 su değiştirip aynı dozajı tekrar uygulayın. 3 gün boyunca aynı yöntemi uygulayın, 3 gün sonunda balığın rengi açılmışsa, ortalıkta yüzmeye başlamışsa, ve yem yiyorsa balığınız iyileşti demektir. Eğer yarı yarıya bu belirtiler varsa, ortalıkta dolaşıyor ve hala yem yemiyorsa (bunu anlamak için 1 gün bekleyin), tedaviyi bir 3 gün daha tekrarlayın. Zaten 3 günlük tedavi sonrası, 4.günde hala inatla yaşıyorsa balığınızın kurtulma şansı yüksektir.

MANTAR HASTALIKLARI (FUNGAL HASTALIKLAR) VE COLUMNARİS

MANTAR HASTALIKLARI- FUNGUSLAR

Yüzgeç erimesi kısmında da belirtildiği gibi, pamuk oluşumların neredeyse tümü mantardır. Akvaryum ortamlarında en sık rastlanılan fungus Saprolegnia’ dır. Fungal enfeksiyonların arkasında her zaman bir neden arayın, çünkü suda zaten var olan funguslar sağlıklı bir balık için tehdit değildir. Funguslar genelde bulaşıcı değildir, bu nedenle birden fazla balığınızda pamuğumsu oluşumlar varsa bu ya Columnaris’ tir ya da su koşulları kötü olduğundan çok sayıda balık etkilenmiştir. Vücut fungusların tedavisi yüzgeç erimesine neden olan fungusların tedavisi ile aynıdır. Balık elle tutulabiliyorsa ve fungus olan bölge solungaçlara uzaksa bir pamuğa Tentürdiyot, Povidon iyot, Mercurochrome, Malachite yeşili, veya Metilen mavisi damlatın, bölgeye bastırmadan ve solungaçlardan kesinlikle uzak tutarak sürün. Balık küçükse veya fungus çok yaygınsa tedavi akvaryumuna 10 litreye 2 damla Malachite yeşili veya metilen mavisi damlatın, 24 saat sonra su değiştirin, geçmemişse tekrar aynı işlemi uygulayınız.

COLUMNARİS HASTALIĞI

Pamuğumsu bir görüntü görüntü veren bu Gram negatif bakterinin Latince ismi Flexibacter columnaris’ tir. Özellikle soğuk su balıklarında, Columnaris Hastalığından dolayı ölen Goldfish için ve canlı doğuranlar bu bakteriye karşı hassastırlar. Her tür suda yaşayabilen bakteriler genelde bu balıkları etkiler. Bunun nedeni Columnaris hastalığının Kuzey Amerika’ya has bir bakteri türü olması ve daha çok bu kökenli balıkları etkilemesidir. Eski kıtanın balıklarını çok fazla etkilemez.

Canlı doğuranlar grubundan Mollyler’de pamuk oluşumları görürsenizi ilk olarak Columnaris hastalığından şüphelenin. Mollyler’i etkileyen Columnaris hastalığınınbir çeşididir ve onlardaki bu hastalık Black Molly Hastalığı diye adlandırılır. Isı farkı, su kalitesinin düşmesi, suda Nitratların yükselmesi, diyetlerinde yetersiz yeşillik, akvaryumda yetersiz tuz miktarı gibi durumların ardından Mollyler’ de Columnaris hastalığını bekleyin. Pamuklanma genelde ağız ve göz çevresinde başlar bazen de vücudun herhangi bir yerinde, zamanla gözün üzeri tamamen pamuk ile kapanır balık göremez hale gelir. Vücudunun diğer bölgelerine yayıldığında balıklar ölmeye başlar.

Xiphophorus grupları (Kılıçkuyruk ve Platy’ler) ve Lebistes grupları da kolayca bu bakteriden etilenirler. Bu balık gruplarında pamuğumsu görüntüler de oluşabilir veya sadece alt yüzgeçler ve kuyrukta sararmalarla kendini gösterir. Columnaris hastalığı, bu durumda pamuklar balığın büyük bölgelerini kaplamaz, genelde kendini balığın vücudunun çeşitli yerlerinde ufak ufak pamuklanmalarla gösterir. Bu gruplarda belirgin bir renk solması olur. Soğuk su balıklarında kendini daha çok ülserlerle gösterir. Pamuk oluşumları meydana gelmez.

Canlı doğuranlarda Columnaris hastalığı bulaşıcıdır ve akvaryumda yüksek sayıda ölümlere neden olur. Balıklarınızda fungus olduğunu sandığınız oluşumlar varsa ve birkaç gün içinde ikişer üçer ölümler oluyorsa Columnaris hastalığından şüphelenin. Soğuk su balıklarında Columnaris hastalığı kendini farklı şekilde gösterir ve daha yavaş ölüme götürür. Balıkların özellikle karın bölgelerinde ülserler oluşur.

Columnaris hastalığınıFungus’ tan ayırmak tecrübe ister. Çok yakından bakıldığında şekil ve renk olarak birbirlerinden ayırt edilebilirler. Siyah mollyler’ in haricindeki balıklarda Columnaris hastalığı daha küçük pamuklanmalar yapar ve tümünde yaptığı pamuklanmalar karbeyazı rengindedir. Fungus daha çok hafif sarımsı veya grimsi renktedir. İkisini ayırt etmenin en emin yolu ölümlerin meydana gelmesinin anlaşılmasıdır. Fungus, tedavisini çok fazla zaman ertelemediğinizsürece balığı oldürmez, ama Columnaris hastalığı çok hızlı öldürür. Diğer bir nokta da Columnaris hastalığının Fungus için kullanacağınız ilaçlardan etkilenmemesidir. Tedavi için antibiyotik kullanablirsiniz. Piyasada satılan sıvı antibiyotik Mikofish’ i de tedavide kullanabilirsiniz.

Kullanacağınız antibiyotiğin özellikle bakteriyel tedaviye uygun olup olmadığına dikkat edin. Columaris hastalığının bulaşıcı olması tedaviyi ayrı bir akvaryumda yapmanız dahagüvenlidir. Pamuklar yok olana ve balık canlana kadar tedaviyi sürdürün, suyu değiştirin ve balığı bir süre o akvaryumda dinlendirin.

KANLI YÜZGEÇLER

Yüzgeçler başka bir balığın saldırısına uğrayıp zarar görmediği halde üzerlerinde kanlı şeritler varsa bunu bir parazit yapıyor demektir. Özellikle kuyrukta şeritleri fark edersiniz. Kuyruk başlangıcından bitimine kadar kırmızı şerit oluşturan parazite Gyrodactylus denir. Sert ve orta sert balıklar da birbirlerinin yüzgeçlerini ısırarak kanlanmasına yol açarlar, ama Gyrodactylus’ un görüntüsü daha farklıdır. Sağlam yüzgeçte kanlanma olur, özellikle kuyruğun başlangıç kısımlarında görülür. Tedavisi kolaydır. Piyasada satılan herhangi bir Parazit- Fungus solusyonu veya Metilen mavisi kullanabilirsiniz. Kırmızı şeritler yok olana kadar tedaviye devam ediniz.

SOLUNGAÇ PARAZİTLERİ

Normal olan balık birdenbire akvaryumun tabanında saklanmaya başlar. Olduğu yerde sallanabilir, rengi koyulaşmıştır, gözleri kararmıştır, ve çok sık nefes alıyordur. Bazen tabandan fırlar, özellikle solungaç kısımlarını dekorasyonlara sürter. Alt ön yüzgeçlerini (ventralisler) oynatır. Bazen yüzeye yakın çıkar ve hareketsiz durarak daha iyi nefes almaya çalışır. Solungaçlar ilk zamanlarda çok açılır, son devrelerde ise balık solungaçlarını açmadan nefes almaya çalışır. Solungaçlara çok yakından baktığınızdaparçalanmış kısımlara rastlayabilirsiniz. Bu semptomlardan kısa bir süre sonra balıklar ölmeye başlar. Dışta gözle görülür bir anormallik olmaz genelde, belki balığın zayıf düşmesine bağlı olarak mantar-bakteri enfeksiyonları gelişebilir, ama genelde bu enfeksiyonlar balığın ölmesine yakın meydana gelmektedir.

Yukarıda belirtilen semptomlardan özellikle göz kararması ve sık nefes almaya dikkat ediniz. Balığın üzerinde bunun dışında beyaz veya sarı noktalar yoksa, solungaç parazitlerinden şüphelenin. Genelde bu parazitler ya Dactylogyrus ailesindendir ya da Ergasilus türü solungaç kurtlarıdır. Dactylogyrus türü parazitler Monogenetik trematod olarak sınıflandırılırlar ve her türlü suda bulunurlar, yaşamak ve çoğalmak için bir aracıya ihtiyaç duymazlar. Büyük parazitler sadece 2 mm. uzunluktadır ve gözle görülemezler. Yumurtaları 1 – 5 gün arası kuluçkaya yatar. Kancalarla balığın solungacına tutunup mukoza, deri, bazen de kan ile beslenmeye başlarlar. Bu parazitlere özellikle Cichlid akvaryumlarında rastlarsınız. Normalde suda yaşadıklarından bir köpeğin üzerinde her zaman var olan birkaç pire kadar balığa zarar verirler fakat rahatsız edicidirler, ama acil müdahaleye gerek yoktur. Bu parazitler yavru akvaryumuna bulaşırlarsa o zaman büyük bir sorun var demektir. Yavruların savunma sistemi tam gelişmediğinden hepsini birkaç gün içinde yok edebilir. Yeni çıkmış veya birkaç aylık yavruların özellikle nefes alışlarını kontrol ediniz. Bir gün içinde birkaç yavru birden öldüğünde hemen tedaviye başlayınız. Solungaç parazitleri normalde yetişkin balıklara zarar vermeseler de kötü su koşulları, bakımsız bir akvaryum, veya akvaryumun kaldıramayacağı kadar çok balık sayısı sayılarında tam anlamıyla bir patlama yaratır. Zaten bu tür akvaryumlarda stres düzeyi de yükselmiş olacağından balıkların onlarla başa çıkması zorlaşır. Akvaryuma yeni bir balık alacağınız zaman da solungaç parazitlere dikkat ediniz. 2 hafta karantinada tuttuğunuz halde temiz olduğunu sandığınız balıklar ana akvaryuma eklendiğinde yukarıdaki belirtilere neden olabilirler. Bu da yeni gelen balıklarda var olan parazit nüfusun stres dolayısıyla patladığını gösterir. Balıklar sık nefes almaya ve saklanmaya başladıklarında akvaryumdaki parazit sayısı çok fazla demektir.

TEDAVİ

Solungaç parazitlerinden kurtulmak için akvaryumda tuz kullanmıyorsanız en az 3 hafta boyunca tuz kullanınız. Tuzu, ancak sadece tuzu tolere edebileceğinizden emin olduğunuz balıklarınızda, 19 litreye bir çorba kaşığı tuz ölçüsünde kullanmanızı öneririm. Arkasından % 50 oranında özellikle tabandan su çekin, filtrenin süngerlerini temizleyin, kumları tuz ile yıkayıp iyice durulayınız, ve akvaryum camının iç kısmını bez ile silin, ve oksijeni arttırın. Bunlar parazit populasyonunu büyük oranda azaltacaktır. Ardından ilaç tedavisine başlayınız. Piyasadan bulabilirseniz çinkosu olmayan bir Formaldehit – Malaşit yeşili solusyonu alın. Bulamıyorsanız, çinko içermeyen formaldehit satın alın ve her 4 litre akvaryum suyuna 10-15 damla damlatın. Hassas balıklar için 10, diğerleri için 15 damla dozda kullanın. Formaldehit’ i en fazla 30 dakika çok iyi havalandıracağınız akvaryumda bırakın, ardından % 70 oranında su değiştirin. Akvaryumdaki balıkların birkaç saat kafalarının dinlenmesini bekleyin, ve ilk 2 gün 10 litreye 2 damla Malaşit yeşili damlatın. Üçüncü gün 10 litreye 1 damla Malaşit yeşili damlatın, ve yine % 50 oranında su değiştirin. Beş gün bekleyin ve tekrar Malaşit yeşilini aynı oranlarla uygulayın. Bunun nedeni 5 güne kadar kuluçkaya yatmış olan yumurtalar varsa çıktıklarında tekrar çoğalabilirler. Hiçbir ilaç yumurta evresinde olan bir parazite etki etmez. Eğer yavrularınızın parazitlerden etkilendiğinden şüpheleniyorsanız onları 4 litreye 3 damla Formaldehit veya Malaşit yeşili damlatılmış temiz su dolu bir kapta 10 dakika bekletin. Süre 10 dakikayı geçmesin. Banyodan sonra tamamı temiz su dolu bir akvaryuma alın, yavruların çoğu kurtulacaktır.

OODİNİUM HASTALIĞI

Bir balıkta Oodinium hastalığını tehis etmeniz – tanımanız için öncelikle Oodinum hastalığının ne olduğunu bilmeniz gerekir. Tatlı sularda yaşayan Oodinium limnectum bir Dinoflagellate’ dir. Yani aslında Okyanuslardaki planktonların grubundan parazitik bir alg’ dir. Zoologlar onu Protozoa ailesine dahil ederler, buna karşılık Botanikçilere göre Oodinium bir alg dir. İnce saç benzeri uzantıları olduğundan Protozoa’ dır, ancak yeşil klorofil pigmentleri nedeniyle daha çok alg olarak sınıflandırılırlar. Balığın en yumuşak dokusuna uzantılarını yerleştirir ve içinde bulunan renk pigmentleri aracılığı ile ışığı kullanarak dokuyu yiyeceğe çevirir. Balığın en yumuşak dokusu solungaçlarının iç kısımları olduğundan parazit ilk olarak oraya yerleşme eğilimindedir. Birkaç günlük beslenme sonrasında uzantılarını çıkartıp akvaryumun dibine düşer ve bir kist oluşturur. Kistin içinde 250 veya daha fazla Dinaspor oluşur, kist çatlar ve Dinasporlar serbest yüzer safhaya geçip yeniden av aramaya başlarlar. Oodinium paraziti, aracı bir canlı olmadan çoğalamaz, ancak yetişkin bir parazit türüne göre 28 saat ile 1 ay arası aracısız kendi başına yaşayabilir. Tüm yaşam döngüsünü (Dinoflagellate-Kist – Dinospor safhaları) 6 ile 12 gün gibi uzun bir devrede tamamlar. Bu döngüde ilaca karşı en hassas safhası kistten çıkıp serbest yüzen Dinosporlara dönüştüğü safhadır.

Parazitler ilk olarak solungaçlara yerleştiğinden ilk belirtiler balığın enfeksiyon kaptığı 6 – 8 saat içerisinde sık nefes almaya başlamasıdır.

Bir balığın normal nefes alıp vermesi dakikada 60 – 90 iken sık nefes alıp vermesi ile sayı dakikada 200 -300’e çıkıyor. Normalde gözle görülemeyecek kadar küçük parazitler balığın vücudunu kaplayıp o bildik sarı pudra görüntüsünü meydana getirdiklerinde hastalık oldukça ileri bir safhadadır. Gene de Oodinium hastalığını en iyi tanıma imkanı balığı neredeyse tümden kaplayan sarı pudra şekeri, veya altın sarısı toz, şeklindeki görüntüdür. Bu tozlar aslında parazitin kist oluşturup balığa yapıştığını gösterir. Yani her bir toz zerreciği içinde yüzlerce Dinospor barındıran bir kisttir. Beyaz benek hastalığı ile karıştırılabildiği söylense de bu pek doğru değildir. Beyaz benek hastalığı , beyaz kristal tuzu andırır, ve kistler genelde yüzgeçlerdedir. Oodinium hastalığında ise sarıdır, kistler çok daha miniktir ve yüzgeçlerden önce vücutta büyük alanları kaplar. Oodinium hastalığının akvaryumlara nasıl bulaşabildiği kesin olarak saptanamamıştır, fakat deneyimler gösteriyor ki, parazit özellikle Nitrit – Nitrat düzeyleri yükseldiğinde çoğalma eğilimi göstermektedir. Özellikle yavru akvaryumlarında Oodinium hastalığına çok dikkat ediniz. Yavrularda çok yüksek ölüm oranlarına yol açabilir. Bunun dışında uzun süre soğuk suya maruz kalmış balıklarda ve Uluslararası – Yurtiçi nakil edilen balıklarda da Oodinium hastalığına çok sık rastlanılır.

OODİNİUM HASTALIĞININ TEDAVİSİ

İlk belirtileri olan sık nefes almayı fark etmeseniz bile sarı toz bölgeleri gördüğünüz an harekete geçin. İlaçtan önce akvaryumu her türlü ışıktan uzak tutun. Oodinium parazitleri fotosentez yaparak beslendiğinden ilk olarak akvaryumun etrafını koyu renkli bir kağıt ile kaplayarak ışığı kesin. Işık almayan bir köşeye balıkların durumunu izleme imkanı verecek bir pencere açın. Piyasada Oodinium hastalığını tedavi ettiğini belirten ilaçlar vardır. Asla deniz canlıları için hazırlanmış Oodinium ilaçlarını satın almayın, çünkü tuzlu sulardaki Oodinium (Amyloodinium ocellatum), bakır bazlı ilaçlar ile yok ediliyor ve Bakır, tatlı su balıkları için yüksek oranda zehirli bir maddedir. Piyasada satılan Oodinium ilaçlarının özellikle Formaldehit – Malaşit yeşili bir karışımdan oluştuğunu kontrol edin. Bulamıyorsanız kendiniz ayrı ayrı alacağınız Formaldehit ile Malaşit yeşilini karıştırın. Yumuşak sularda 10 litreye 1 mg, sert sularda 10 litreye 2 mg seklinde en az 5 gün kullanın. İlk günlerde iyileşme belirtisi görseniz bile ilacı kesmeyin. Tüm hastalıklarda olduğu gibi tedavi süresi boyunca filtre süngerini ve aktif karbonu çıkarın. Formaldehit kullanırken sularınızın çok temiz olduğuna özellikle dikkat edin. Ayrıca tedavi boyunca ilaç kullanımından önce her gün en az % 20 su değiştirin, çünkü Oodinium, yukarıda belirtildiği gibi Nitrit – Nitratların varlığında ilerleme eğilimi gösterir. Tam iyileşme gördüğünüzde tedaviyi kesin, 1 hafta sonra tekrar 3 günlük bir tedavi uygulayın. Yukarıda belirtilen hiçbir ilacı bulamıyorsanız Paraziter etkili bir ilaç örneğin Metronidazol veya Ornidazol uygulayın. Tedaviyi en az 4 gün sürdürün, ve aynı Formaldehit – Malaşit yeşili tedavisinde olduğu gibi her gün su değiştirmeye gayret edin. Tedavi bittikten sonra % 50 su değiştirin, 1 hafta sonra 3 günlük tedaviyi tekrar uygulayın.

TÜBERKÜLOZ – VEREM HASTALIĞI

Tüberküloz akvaryumlarda meydana gelebilecek en ölümcül hastalıktır. Son yıllarda çok fazla yaygınlaştığı kabul ediliyor. Kapalı bir ortamda yaşayan insanlar arasında Tüberküloz ne kadar yaygın olabiliyorsa kısıtlı bir alan olan akvaryumlarda da Tüberküloz o kadar bulaşıcıdır. Fish TB olarak da bilinen hastalığa yol açan bakteriler Mycobacterium tuberculosis veya Norcadia ailesinden Gram pozitif bakterilerdir. Mycobacterium türü bakteri sadece 1-10 kadar az bir sayı ile enfeksiyonu başlatacak kadar güçlüdür, çünkü kaygan ve kalın zırhına ne mide asitleri ne de safra taşları etki ettiğinden vücudun savunma sistemlerinden kolayca geçer. Bakteri vücuda girdiğinde herhangi bir organa veya dokuya yerleşir ve çoğalmaya başlar. Hücrelere girerek onları öldürür ve sonuçta organ veya dokulardaki sağlıklı hücrelerin yerini Tüberkülozlu hücreler alır.

Akvaryumlara nasıl bulaştığı veya balıktan balığa nasıl bulaştığı kesin olarak saptanamamıştır. Çeşitli olasılıklar üzerinde durulmaktadır. Tüberküloz taşıyıcı balıklarla temas, deri veya soluma yoluyla bakteriyi sudan kapmak, bakteri taşıyan yemin veya suyun ağızdan yutulması veya bakteriyi taşıyan balığın ölümü halinde diğer balıklar tarafından yenmesi başlıca bulaşma nedenleridir. Canlı doğuranlarda dişiler Tüberküloz kapmaları halinde bunu yavrularına anne karnında geçirebilmektedirler.

Tüberküloz semptomları aylarca sürebilir. Semptomlar hastalığın yerleştiği yere göre değişiklik gösterir. Tüberkülozbakterisi, böbrek, karaciğer, veya safra kesesine yerleşmişse balık yem yediği halde aşırı kilo kaybı olur. Birkaç hafta içinde karın öyle içeri göçmüştür ki karın bölgesinde içeriye doğru bir kavis belirir. Balığın hareketleri gittikçe yavaşlar, saklanma eğilimindedir, ve sonuçta ölür.

Tüberküloz bakterisi karın kaslarına yerleştiğinde balık tıpkı bir balon gibi şişer. Ancak Dropsy hastalığındakinden daha fazla şişer, ve şişlik balık ölmeden haftalarca devam edebilir. Bu şişlik bakteriye tepki olarak gelişen ve karın bölgesinin kenarında oluşan bir iltihaptır (Peritonitis).

Tüberküloz bakterisi gözün arkalarına yerleşmişse gözler zamanla dışarı fırlar. Gözün üstünde açık kahverengi noktalar oluşur. Bu kahverrengi noktalar oluştuğunda balığın ölmesini beklemeden siz öldürünüz, zira buna Açık Tüberküloz denir, ve bakteriler göz aracılığı ile sürekli dışarı salınırlar.

Tüberküloz bakterisi karın bölgesinin daha içerilerine yerleşmişse ilk haftalar karın bölgesi etrafında şişlikler meydana gelebilir. Tüberküloz en sonunda iyice çoğalarak karın zarını deler, balığın karnında bir delik oluşur ve ölür ve son olarak, Tüberküloz bakterisi omurga bölgesine yerleşmişse balık zamanla kambur olur. Omurga dışarı doğru tam bir kavis oluşturur. Bütün bunlarla beraber ortak semptomlar balığın yaşlanmayabaşlaması, yüzgeçlerini sürekli olarak sıkıca vücuduna yapıştırması, saklanma ve yalnız kalma ihtiyacı, yaşlanma belirtileri, renk solması, ve yırtık yüzgeçlerdir. Özellikle akvaryumunuzda karın bölgesi yırtılmış ölü bir balığınızı bulursanız, karın bölgesinde kavis olan bir balığınız varsa, veya omurgası sağlam olan bir balığınız kamburlaşmaya başlarsa ve bu semptomlar haftalar boyunca yavaş gelişiyorsa Tüberküloz hastalığından şüphelenin. Canlı doğuranlar grubunda ve soğuk su balıklarında Tüberküloz hastalığı oldukça yaygınlaşmış durumdadır.

Tüberkülozun tedavisi çok zordur. Hücreleri etkileyen bir bakteri olduğundan dıştan verilen en güçlü antibiyotiğin bile pek faydası olmaz. Kolayca yerine koyabileceğiniz bir balığınız etkilenmişse onu öldürün. Sizin için değerli bir balık etkilenmişse mutlaka ayrı bir akvaryuma alın, ve günde 3 – 5 defa küçük miktarlarda Antibiyotikli bir yem ile besleyin. Antibiyotikli yem bulamıyorsanız Kanamicin veya Eritromisin içeren bir antibiyotiği suda eritin, yemi içinde 10 – 15 dakika bekletin ve balığa az miktarlarda verin. Hangi tedaviyi uygularsanız uygulayın balığınızın kurtulma şansı çok düşük olacaktır. Karnı delinmiş bir balığı akvaryumdan çıkardığınızda akvaryumun da enfeksiyon kaptığını unutmayın, çünkü bakteriler oradan sızmıştır. Bu durumda tüm balıkları ya öldürün, ya da temiz su dolu yeni bir akvaryuma alın. Eski akvaryumu ve tüm malzemelerini kaynar su ile yıkayın, ve birkaç hafta boş olarak bekletin. Yeni akvaryuma aldığınız balıkları uzun bir süre antibiyotikli yem ile besleyin ve sık su değiştirin. Tabanda kum varsa çıkartın, filtreleri ve süngerlerini haftada bir kaynar su ile yıkayın. Tabandan her gün su çekin, ve sünger ile silin, ardından süngeri kaynar sudan geçirmeyi unutmayın. Bulaşıcı olduğu için bu işlemleri mutlaka bir eldiven giyerek yapın. Tüberkülozinsanlara bulaşabilir.

BALIK İLAÇLARI VE DOZLARI
POTASYUM PERMANGANAT

100 litre suya 1 gram Potasyum permanganat dozunda kullanılır. Bu yoğunlukta balıklar 10 – 30 dakika banyo yaptırılır. Bazı balıklar Potasyum Permanganata karşı hassastırlar. Bu nedenle uygulama sırasında balık dikkatlice izlenir ve herhangi bir aksilik görülür ise banyo hemen durdurulur ve balık normal akvaryumuna geri konulur. Larnea hastalığında % 0,1 Potasyum permanganat eriyiği ile lokal tedavi (balığın üzerindeki belli bir bölgeye sürmek sureti ile tedavi) yapılır.

POTASYUMİYODUR VE İODİNE

Bu madde uzun süreli banyo için kullanılır. 1gram İodine ve 100 gram Potasyum iyodur 1 litre suda eritilir. Bu eriyikten her litre akvaryum suyuna 0.5 ml. hesabı ile ilave edilir.(10 litre su için 5 ml)

CONCURAT

Bir firmanın çıkardığı özel ilaç ismidir. Concurat, 2.3.5.6 tetrahydro – 6 – phenyl imidazo (2,1-6) thiazol hydrochlorid içerir. Capillaria hastalığının kontrolü için bu ilaçtan 2 – 4 gram 1 litre suya konulur. Bu su içerisinde Tubifex (canlı yem) konulur ve kurtlar ölmeye başladığı an veya ölmeye başlayacakları hissedildiği an kurtlar alınır ve hasta balıklara yedirilir.

BAKIRSÜLFAT

Bakır sülfat mavi kristaller şeklinde bir ilaçtır(CuSO4). 1 gram bakır sülfat 1 litre suda eritilir ve bu eriyikten 1.5 cc (cm3) akvaryumdaki her 1 litre su için verilir. Bu uzun süreli banyolar için önerilir. Tatlı su akvaryumlarında bakır sülfat çok dikkatli olarak kullanılmalıdır. Deniz akvaryumlarında ise bakır suyun kirliliğine bağlı olarak süratle çökeltilir. Bu nedenle uygulamanın 3. – 5. ve 7.gününde tekrarlanmasında fayda vardır. Eğer deniz suyu taze ise uygulama bir iki defa daha yapılabilir. Eğer su eski ise uygulamalar daha az yapılır. Bakır sülfat uygulamalarından amaç sudaki bakır sülfat oranını litrede 1-1.5 mg. dolaylarında tutmak içindir. Özellikle Oodinium dış parazitine karşı 0.1 – 0.4 ppm ortamında devamlı banyo etkili olmaktadır.

LİNDANE – BENZEN HEKSACHLORIDE

Lindane çok zehirli ve çok etkili bir Parazit ilacıdır. Suda çözülmez, zehirli bir maddedir. Balık üzerine bulaşmış bazı parazitlerin imhasında kullanılabilir ise de Akvaryum balıklarında çok dikkatli kullanmak gerekir. Direkt olarak Akvaryum içerisine kullanmak uygun değildir. Balıkların tamamını derhal öldürebilir. Parazitli balık dışarıda ayrı bir kapta veya Karantina Akvaryumunda ilaçlanmalıdır. Bu amaçla Hasta Balık, içi su dolu bir kaba alınır. Suyun üzerine çok çok az Lindane dökülür ve balık burada 10 – 15 dakika tutulduktan sonra tekrar Akvaryuma geri döndürülür. Çok tehlikeli ve zehirli bir ilaç olduğundan ben kullanılmasını önermiyorum sadece Uzman kişilerce uygulanabilecek bir ilaçtır.

MALAŞİT YEŞİLİ

Malaşit yeşili Cholorid ve Oxalate halinde pazarlanır. Oxalate olarak pazarlananları balıklar için daha zehirli fakat Parazitler ile mücadele için daha etkilidir.

Malaşit yeşilinin dozu 0.03 mg / litredir. Standart olarak 1.5 gr. Malaşit yeşili 1 litre suda eritilir. Bu eriyikten 2ml / 100 litre suya uygulanır. 2 ppm dozlu eriyikte balıklar 30 dakika banyo yapılır ise Dış Parazit ve Mantarlara karşı etkili mücadele yapılmış olur.

METRONİDAZOL

Metronidazol (1-b(hydroxyethyl)-2-methyl-5 nitroi-midazol) formülündedir. İnsan Tedavisinde kullanılan bir ilaç olduğundan Eczanelerden satın alınabilir.

Akvaryumlara 15 mg / litre olarak 3 – 4 gün süre uygulanalabilir .250 mg olarak satılan Metronidazol içeren tabletlerden 38 – 40 litre suya 1 adet şeklinde uygulanır. Bu süre sonunda Su aktif karbon kömürlü filtreler ile temizlenmeli veya bu mümkün değil ise Akvaryum suyunun yarısı ilaç kullanımı bittikten sonra, ilk gün % 25′ i ise 3. Gün ise tüm akvaryum suyu tamamen değiştirilmelidir. Eczanelerde Flagyl ve Metrajil adı ile satılmaktadır.

NİTROFURAN İÇEREN İLAÇLAR

Bakteriyel ve bazı durumlarda mantar hastalıkları için çok etkili olan bir maddedir. Bakteriyel enfeksiyonlar için 20 ppm’lik solüsyonda 4 – 5 gün banyo önerilebilir. Nifurpirinol ile 500 litre suya 1 gram olacak şekilde tedavi amacı ile veya 1000 litre suya koruma anacı ile konulabilir. Bu ilaç veya bu ilaç grubundan kullanılacak ilaçlar çok etkili ilaçlar olup Akvaryum içinde uyguladığınızda biyolojik ortamı yok ettiğinden ilacı tedavi amacı ile Karantina Akvaryumunda su değiştirmeden 5 gün süre ile kullanılması kesinlikle uygun olacaktır. 5 gün sonunda Balık, Karantina Akvaryumundan çıkarılarak Normal Akvaryuma geri konulur.

RİVANOL

100 mg. Rivanol, 100 cc (100 ml) sıcak suda eritilir. Eriyik soğutulur. Balıkların yaraları üzerine pamukla sürülür. Gerekli görülür ise 48 saat sonra tedavi tekrarlanabilir. Uygulama sırasında balığın Gaisama’larına (Solungaçlar) ve gözüne ilacın kaçmamasına dikkat edilmelidir. Bunun için balığın üzerine ilaç sürülürken balığın kuyruk hizası yere bakacak şekilde elde tutulup Rivanol solüsyonu yaranın üzerine bu şekilde sürülmelidir.

SULFONAMİDLER

Akvaryumda hastalık etkeni olan bakterilerden Antibiyotik ve Sülfonamidli ilaçlara dayanabilmeleri hemen hemen yok gibidir. Sulfanilamide veya Sulfathiazol kullanımında, hasta balıklar 2 – 3 gün süre ile 100mg ./ Litre oranındaki suda tutulurlar. Eğer uygulama bu oranda akvaryuma yapılır ise 3 gün sonunda suyun % 50′ si değiştirilmelidir. Bu maddeler suda pek iyi erimedikleri için suda bulanık bir görüntü yaratabilir ve bu durum balıklara bir zarar vermez.

TRİCHLORPHON

Bu maddenin kullanılacağı Akvaryumlarda su sıcaklığının 20 – 22 C dereceden aşağı, 27 – 28 C dereceden yukarı olamaması gereklidir. 0.2 – 0.3 mg./Litre oranındaki suda hasta balıklar 3 – 4 gün banyo yaptırılmak suretiyle Tedavide kullanılır.

ANTİBİYOTİKLER

Bakteriyel hastalıkların tedavisinde çok yararlı olan Antibiyotiklerin Yabancı ülkelerde pek çok çeşidi Akvaryum balıkları hastalıkları için piyasaya çıkarılmış bulunmaktadır. Ülkemizde de bu konuda bazı girişimler vardır. Akvaryumlarda en çok kullanılan Antibiyotiklerden bazıları aşağıda anlatılmıştır.

OKSİTETRASİKLİN

5 – 8 mg./Litre Oksitetrasiklin eriyiğinde balıklar uzun süre banyo yaptırılabilir.

CHLOROMYCETİNE

50 – 80 mg./LitreChloromycetineeriyiğinde hasta balıklar uzun süre tutulabilir.

SULFAMETHEKSAZOL – TRİMETOPRIM

İnsan tedavisi için kullanılan Sulfametheksazol – Trimetoprim, Eczanelerden temin edilebilir. Forte formunda olmayan 400 mg lık 1 tablet /100 Litre dozunda3 gün boyunca uygulanır. Sonunda % 50 su değiştirilir ve Tedavi tamamlanır.

KİNİN

Kinin Akvaryum suyunda litrede 1 mg. oranında uygulanabilir. Akvaryuma bu kadar küçük dozda vermek için önce 1 gr. Kinin 1 litre suda eritilir. Daha sonra litre başına 1 ml. gelecek şekilde Akvaryuma eklenerek Akvaryumdaki hasta balıkların Tedavisi için kullanılır.

FORMALDEHİT

0.1ml/litre oranındaki Formaldehitli su karışımında balıklar 1 saat banyo yaptırılır. Dış parazitler için ise Akvaryumlara 100 litre su için 1 ml. Formaldehit kullanılabilir.

TUZ – SODYUM KLORÜR

Bu tedavi Sülüklerden kurtulmak için çok iyi bir tedavi yöntemidir. %3-5 tuz içeren suda balıklar 2 dakika tutulur ise balıklar sülüklerden (Hirudinae) tamamen temizlenirler.

Sağlıklı günler dileği ile…

Uzman Dr.Ali AYYILDIZ – Veteriner Hekim, İnsan Anatomisi Uzmanı Dr.(Ph.D.)

“Akvaryum Balıkları Hastalıkları,teşhis ve Tedavisi” başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Vet.Hek.Doç.Dr.Ali AYYILDIZ’e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Spread the love

Facebook Yorumları

Yorumlar

Yazar hakkında

M. Serhat

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

code